2 Temmuz 2011 Cumartesi

ERDEM BİLMECESİ

Çoğu zaman anlamını bildiğimizi sanırız kullandığımız sözcüklerin… Ama biri bir anda ne demek tam olarak bu kullandığın sözcük dediğinde kendimizi açıklamaya çalışırken buluveririz. Biliyorsun işte bende biliyorum da açıklayamıyorum şuan deriz sonunda pes ederek...
Bugün yolda telaş içinde koşuşturan insanlara baktığımda, o hiç tanımadığım insanların yüzlerinden nasıl bir insan olabileceklerini anlamaya çalışırken yakaladım kendimi… İyi insanlar mıydı yoksa kötü mü? Benim iyi kötü diye varacağım yargılar ne kadar doğruluk payı içeriyordu? Kafamda sorular soruları kovalarken yanımdan gecen iki yabancının konuşmaları kafamdaki sorulardan hiç de uzak değildi. Onların sözleri bir soru daha doğuruverdi cevaplanmaya çalıştığım.
O sorudan önce konuşmalarına kulak kabarttığım konuşmayı aktarmalıyım. Biri hakkında konuştukları belliydi.
-İyi biri tanıdığım kadarıyla erdemli, alçak gönüllü ve dürüsttür Sen yanılış anlamışsındır.
-Yanlış anlamadığımı düşünüyorum hem erdem de neymiş? Dürüstlük mü bana güvenilmez biri hissini verdi.
Yanlarından geçerken duyduğum bundan ibaretti. Dürüstlük, alçak gönüllülük bildiğim o an sorulsa açıklayabileceğim kavramlardı. Peki ya erdem kavramı, erdemli olmak nedir denseydi düşünmem gerekecek belki de açıklayamayacaktım. İşte bu soru “erdem de neymiş?” sorusu kafamdaki soruları geri planda bıraktı. Kime erdemli deriz? Erdem dediğimiz davranışlar nelerdir? Cevaplamam gereken soru buydu.
Bu soruyu Sokrates de sormuştu kendisine. İyiyi kötüyü kesin çizgilerle ayırabilir miyiz diye sormuştu tıpkı benimde bugün kendime sorduğum gibi. Yunan düşünürü Protogoras, herkesin ölçüsünün kendisine göre olduğunu bu sebeple kesin çizgilerle iyi kötü arasında ayrım yapılamayacağını söyleyerek negatif bir yaklaşım sergilemiştir. Sokrates bu noktada ortaya yeni bir soru atmış iyi ve kötünün kişilere göre değiştiğini söylersek toplumu nasıl ayakta tutarız hangi değerlerin üstüne toplumu oturturuz diye sorarak karşı çıkmıştır Protogoras’a. Sokrates karşı çıkışını sorduğu soruya verdiği cevapla açıklar: Kişilerin içinde gizlenen, uyandırılmayı bekleyen ortak bir eğilimin iyilik olduğunu bu iyiliğin ortaya çıkmasının yolunun eğitim olduğunu söyler.  İnsanın kendisini tanıması gerektiğini, insanın kendisini bilmesinin erdemdir der. Erdemin iyilik gibi yapımızda gizlendiğini eğitimle bu erdemin gelişeceğini, bu gelişimin toplum için çok önemli olduğunu ileri sürer. Erdemsiz insanların devletinin yıkılmaya mahkum olduğunu da ekler.
Sokrates’in öğrencisi Aristippos’a göre yaşamın amacı olarak hazcılığı savunmuş bu düşüncesini Sokrates’in düşüncesiyle birleştirip yaşatmak istemiştir. Ona göre insanı insan eden duygudur ve buna bağlı olarak erdem, haz almakta ölçülü olmaktır.
Spinoza ise Aristippos’a tamamen karşı çıkar. Spinoza’ya göre erdem akla uygun davranmaktır. Erdemin tek temeli kendi koruma çabasıdır. Bunu netleştirmek için örnekler Spinoza. Bir çocuğun denize düştüğünü boğulduğunu gördüğümüzde atlayıp onu kurtarmak isteriz. Peki ya siz yüzme bilmiyorsanız? Sizin de çocuk gibi boğulma tehlikesi içine girersiniz. Boğulmasanız dahi üşütüp hastalanabilirsiniz. Böylece örneğin de erdemin akla uygun olması gerekliliğini net bir şekilde vurgular Spinoza.
Mandeville ise insan toplumunu ve erdemi bir arı kovanında inceler. İncelemesi bir hayli ilgi çekici bir öykü tadındadır. Arıları durmadan çalıştıran, güvendiren zengin eden örgütleyen örnek bir toplum haline getiren sebep erdemli olmak değil tam tersine erdemsiz olmaktır. Yükselme, ilerleme hırslara, çekemezliklere, kendini beğenmişliklere, aç gözlülüğe, zevk düşkünlüklerine dayanıyordu. Erdemsizlikle zengin olan bir arı, erdemsizliği gözlemleyerek “erdem elden gidiyor halimiz ne olacak diye haykırır ve diğer arıları etkiler. Bütün arılar erdemliliği arar ve özlem duyar. Erdemli arı kovanları çölden farksızdır. İşsizlik almış yürümüş, mahkemeler kapanmış, herkes az ile yetinip yaşar hale gelmiştir. Herkes aşırı zevklerinden sıyrıldığından arılar için çok az şey gereklidir artık. Lüks, düşünce sanatları söz bile edilmez olmuştur. İyi arılar savaşma güçlerini kaybetmiş düşmanlarda bundan faydalanma fırsatını kaçırmamışlardır. Canını kurtarabilen arılar kovanlara sığınmış erdem yoluyla mutluluğu bulmuşlardır. Mandeville, Sokrates’in tersine “erdemsizliklerimiz  olmazsa toplum gelişmez , insanın mutluluğu erdemsizliğe bağlıdır” der. Madeville’ye göre erdem, kendimizi başkalarının karşısında üstün görme çabasından ibarettir.
Zamanında anlaşılmayan filozof Nietzsche için ise erdem, insanın insanüstüne ulaşmak için harcadığı çabadır. İnsanı uysallaştıra kurttan kuzuya dönüştüren  her şeyin erdem diye görüldüğünü bunun ise korkaklıktan başka bir şey olamayacağını söyler Nietzsche. Şehveti, hükmetme isteğini, ve bencilliği üç  büyük kötülük olarak görüldüğünü de ekler. Ruhların ve bedenlerin keyiflenmelerine erdem der Nietzsche. Bu erdemi ancak sağlam ruh ve bedenlerin taşıyabileceğini söyler. İnsanı asileştiren bencilleştiren şeylere erdem denmeliydi der. Ve erdeme sıra dışı belki de anlaşılmaz bir bakış açısı kazandırır.
Friedrich HEGEL: Erdem, varlığın bilincidir.
KALLIKES: Erdem, güçsüzün işine gelendir
VOLTAIRE: Erdem, benzerine iyilik etmektir.
SARISTIPPOS: Erdem, haz almada ölçülü olmaktır.
SPINOZA: Erdem akla uygun davranmaktır
Joseph BUTLER: Kişinin kendi kendinin yargılamasıdır.
Immanuel KANT: Erdem bir içgüdü işi değil bir akıl işidir.
Max STIRNER: Erdem, kendi isteklerime benim uygunluğumdur.
SCHOPENHAUER: Erdem denmeye değer tek eğilim acımaktır 
LEIBNIZ: Erdem bir zorunluluktur şu halde erdemsizlik mümkün değildir.
BERKELEY: Erdem, sonsuz güçlü ruhun idrak ettirdiği bir fikirdir.
SARTRE: Hiç bir şey kişi oğlunu, kendinden, kendi benliğinden kurtaramaz
SOKRATES: Tek kesinlik, erdem bilgisindedir. Erdem öğrenilir. Kişiler bilmedikleri için kötüdürler. Erdem birdir, bölünmez, ayrılmaz. Erdem insanın kendini bilmesi, tanımasıdır.
MACCHIAVELLI: Sözünde durmak büyük bir erdemdir, ama bütün büyük işleri sözünde durmayanlar başarmışlardır
DESCARTES: Erdem düşünce ölçüsünü kullanmaktır. İyi sandığımız şeyleri işlemekte gösterdiğimiz karardan ibarettir.

Net bir cevap vermek oldukça zor.Bütün düşünürler erdeme dair bazen uzun uzun anlattıkları bazen de tek bir cümlede özetledikleri düşüncelere sahiptirler.
Benim bugün cevap vermeye çalıştığım “erdem nedir?” sorusuna birçok cevap verilmiştir. Bu verilen cevapların yanına bende bir cevap ekleme gereği duyduğumdan, erdemin benim için ne olduğunu ifade etmeyi deneyeceğim. Benim için erdem ussaldır, insanı insan yapan usa dayanmalıdır erdem. Erdem Spinoza ile benzer düşündüğümü söylemek yanlış olmaz. Ama en güzel erdem tıpkı Sokrates’in dediği gibi insanın kendini tanıması ve bilmesidir.
Peki sizin için erdem nedir? Bir anda biri sizlere erdem nedir dediğinde yüzeysel bir cevaptan fazlasına sahip misiniz?
                                                             Güner Deniz Ertoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder