Bir yıldan diğer bir yıla geçerken en çok duyulan iki sözcüktür. Biri “Yılbaşı” diğeri ise “Yeni Yıl.” Aynı günü, aynı olayı ifade eden bu sözcüklerin insan üzerindeki etkisi ise sanıldığı gibi aynı değil. “Yeni Yıl” sözünün insanlarda daha çok heyecan, daha çok mutluluk, daha çok umut verici etkisi olduğunu gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim.
Bu güçlü etkinin “Yeni” kelimesinde gizlendiğini söylemenin çok da yanlış olamadığını düşünüyorum. Toplumumuzun gerçekten yeniliğe açık olduğu kesimleri var fakat bu kesimin dışında kalanlar için yenilik y ada yenilikçi olmak pek de hoş karşılanmaz. Bunun sebebi ise alışagelinen düzenin bozulması konusundaki isteksizlikte ve bunu takiben bozulan düzenin yerine gelecek olan yeni düzenin belirsizliğinde yatar.
Eski alıştığımız düzenden, alışkanlıklarımızdan arınmanın sanıldığı kadar kolay olmadığını anladığımız da ise eskiyi de yeniyi de içinde barındıran yenimsi bir düzen yaratırız. Sadece gözümüzün görebileceği ama temelde eskiliğini koruyan küçük değişimler yaratırız. Yıllardır kullandığımız masa örtülerimizi ya da perdelerimizi değiştiririz. Koyu tonlarda kullandığımız perde ve örtülere sahipsek onları açık tonlarda örtülerle değiştiririz ve evimizin aydınlandığını, evin havasının tamamen değiştiğine dair cümleler kurarız.Ya da yeni yıla geçişlerden sonra son rakamı değiştirerek 2000'i 2001 veya 2011'i 2012 yaparız.
Gerçekten “yeni veya yenilik” var mıdır diye içten içe sorarız kendimize. Üstünü yeni örtülerle örttüğümüz masamız hala eskidir. Bunun farkındayızdır. Yaşımız, yaşantımız, beklentilerimiz, algılayışlarımız değil midir ki eskiyeni de yeniliği de yeni kıldıran?
Ama gerçekten bizlere yeni gelen bilmediklerimizdir. Bilmediklerimizi her öğrenişimiz de yeniden eskiye doğru adım adım yol alırız.Yeni yılın yeniliği de eskiye doğru gidişinde çok yol katetmiştir. Ama hala yenilikçi olma ruhunu korumaktadır. Tıpkı değişen masa örtüsündeki gibi yeni yılında geride bırakacağımız yıldan çok da farklı olmayacağının farkındayız.
Ama yeni sözcüğünün büyüsüne inancımızı sürdürdüğümüz sürece bilmediklerimiz ve bilinmezlikler hep var olacak. Belki de böylece kapımız hep yeniliğe aralık olacak. Taa ki öğrenmeyi, merak etmeyi ve en önemlisi umut etmeyi tamamen bırakana kadar yeni ve yenilik biz, insanlar için tamamen eskiye dönüşüp eskilere karışmayacak.
Yeni yılın veya diğer bir diyişle yılbaşının yeni başlangıçlara, yeni beklentilere, yeni algılara, yeni bilinmezlere belki de en önemlisi sadece gözümüzün görmesiyle yetinmediğimiz yepyeni yenilikleri beraberinde getirmesini ve bunları herkesin yepyeni hiç eskimeyen coşkuyla karşılamasını ve paylaşmasını dilemeliyiz.
Benim yeni yıldan dileğim bu. Peki ya sizin yeni yıl için, yeni yıl ruhuna uyan hep yepyeni kalacak dileğiniz ne? Hala vakit varken yepyeni dileğinizi bulmaya hazır mısınız?
Bu yazıyı okuyan, okumayan herkese iyi yıllar:)
Güner Deniz Ertoğlu
